ANADOLU'DA SÖZ NİŞAN DÜĞÜN ADETLERİ İÇ ANADOLU BÖLGESİ

Kayseri Yöresi Söz Nişan Düğün Adetleri

Kayseri Yöresi Söz Nişan Düğün Adetleri

Kayseri Yöresinde evlenme ve düğün adetleri zamanla değişiklik göstersede nesilden nesile aktarılarak gelen adetlerin çoğunluğunun devam ettiğini gözlemliyoruz.Tabi bu düğün adet ve gelenekleri şehirlerde ve köylerde farklılık göstermektedir.

Görücüye Çıkma:Kayseri Yöresinde Görücüye çıkma geleneği askerliğini yapmış olan delikanlının anne ve babası, çocuklarının evlenme zamanının geldiğine karar verirler. Bunun üzerine delikanlının anne ve çok yakın akraba bayanları kız aramaya başlarlar.Evlenecek yaşta kızı olan her kız evi, sabah erkenden kalkarak kapılarının önünü sulayıp bir güzel süpürür. Bu, o evde evlenme çağına gelmiş kız olduğunun işaretidir.Kız evi, gelecek olan görücülere, iyi ve temiz görünmek durumundadırlar. Oğlan evi görücüleri (anne, anneanne, babaanne, abla vb.) sabah sekizden itibaren görücü gezmeye başlarlar. Önü sulanmış ve süpürülmüş olan evin kapısını çalarlar. Kapıyı açan kız anası, hiçbir ey sormadan buyur eder. Veya görücüler “misafir alır mısınız” diye sorarlar. Görücüler, temizlenip, döşenmiş odaya buyur edilir. görücülerin en yaşlısı hanım, “kızımızı bir görelim” der. Giyinip kuşanmış olan kız, içeri girerek misafirlerin elini öpüp dışarı çıkar. Daha sonra en yaşlı misafir su ister. Suyu getiren kız, başı önünde bir kenarda beklerken, suyu yavaş yavaş içen misafir ve diğerleri kızı süzerler. Su içildikten sonra, başka bir şey ikram edilmeden misafirler kalkarlar. Bu defa aynı şekildeki diğer evlerde bulunan kızları da yine aynı şekilde görürler. Beğendikleri kızın evine diğer yakın akrabalarını da gönderirler. Beğenilen kız hakkında yeterli araştırma (iffet, maddi durum, hastalık vs.) yapıldıktan sonra dünür düşülür. Bu defa kız evi on beş gün mühlet ister. Bu arada kız evi de gerekli araştırmayı yaptıktan sonra eğer iki aile de birbirlerine denk ise, oğlan evinin sorusuna, kız evi, “Allah yazmış ne diyelim” şeklinde cevap verir. Eğer, kız evi uygun görmemişse, “Kızımız küçük, kusura bakmayın” mazeretiyle reddederler.

Söz kesmek : Kayseri YöresindeSöz kesme geleneği kadınlar kendi aralarında anlaştıktan sonra işe kesinlik kazandırmak için, oğlanın babası, amcası, bir-iki yakını kızın babasının işyerine veya akşam evine giderek dünür düşerler. Kız babası misafirlere başka şeyler ikram etmek için çok ısrar ederlerse de misafirler illaki kahve isterler. Eğer sülalede büyük babalardan biri varsa, kahve isteğini ona yaparlar. İçilen bu kahve, kızın sözünün alındığının bir ifadesidir.
Büyük Kahve:Söz kahvesi içildikten sonra, büyük kahve için en yakın gün, genellikle ilk cumartesidir kararlaştırılır.Büyük kahve denilen bu tören kız evinde olur. Oğlan evinin ve kız evinin uzak-yakın tüm akrabalarına haber gider. Arzu eden erkek akrabalar kız evinde toplanırlar. Bu toplantıda damat bulunmaz.Oğlan evi, önceden, kız evine kahve, şeker, meşrubat ve pasta gönderir. Akşam namazından sonra davetliler gelmeye başlarlar. Önce yaşlılardan başlanarak kahve ikramı yapılır. (Kaynata ve amca, içtikleri kahve fincanının tabağına para bırakırlar. Bu para kahveleri yapan bayanlara verilir.) Daha sonra, içi meyve suyu veya meşrubat dolu bardakların bulunduğu bir tepsi ortadaki sehpanın üzerine konulur. Orada bulunan hafız, kur’an okuyarak hayır dualar eder. Duadan sonra, damadın en yakın akrabalarından bir genç, hemen kalkarak tepsinin üzerinde örtülü olan tülü ve üzerindeki ipek mendili alır. Mendili cebine koyarak tülü kız evine teslim eder. Daha sonra en yaşlı misafire bir bardak meşrubat ve pasta ikram ederek, tepsiyi kız evinin gençlerine bırakır. Bundan sonra bu gençler servisi yaparlar.Dua sonunda tepsi üzerinden alınan tül, içi meşrubat dolu bir sürahiye sarılıp kurdeleyle bağlanarak damada gönderilir. Bu arada oğlan evinin gençleri, kız evinden fincan, bardak, kül tablası gibi küçük eşyalar çalarak damada götürüp ondan bahşiş alırlar. (daha sonra bu eşyalar kız evine iade edilir.) misafirler giderken hayır dualar ederler.

Dini nikâh :Önceleri dini nikâh, düğünden bir hafta önce kıyılırdı. Bu nikâha kadar gençler birbirlerini göremezlerdi. Daha sonraları dini nikâh kahveden bir hafta sonra yapılmaya başlandı. Böylece gençler birbirilerini görür duruma geldiler.Dini nikâh, genellikle kız ve oğlanın vekillerinin bulunduğu ve ikişer erkekten meydana gelen bir heyet huzurunda yapılır. Kötü niyetli kişilerin, oğlanı iktidarsız kılmak için bağlama yapmamalarını önlemek amacıyla nikahın yeri ve zamanı gizli tutulur. (bağlama, çivi çakmak, düğüm atmak, açık bir bıçağı kapatmak gibi usullerle yapılır.) Bu nedenle, nikâhı kıyacak hoca, nikâh şahitlerinin ellerini görebilecek bir şekilde dizleri üzerinde bulunmasını ister.

Resmi nikâh :Cumhuriyet döneminden önce resmî nikah yoktu. Cumhuriyetten sonra, resmî nikâh daha çok kız evinde yapılırdı. Nikâhtan sonra, nikâh memuruna ücretinin yanı sıra bir kutu da şeker veya çikolata ikram edilirdi.

Düzen Düzmek :ÖKayseri Yöresinde düzen geleneği önceleri şerbetliği kız evi alırdı. Daha sonra düzen düzmek oğlan evinin yükümlülüğüne girmiştir.Düzen düzmeye gelin kız, pek yaşlı olmayan 2-3 yakın akrabası, kaynata, kaynana, bir evli, bir bekâr kadınla gidilir. Akşama kadar çarşıda kalınır, alış-veriş yapılırdı. Bu arada kaynata, gruba, öğleyin lokantada yemek yedirir. Alınan eşyalar, siyah ve bordo kadife elbise, altı ipek üstü sırmalı elbise, dört etek diye adlandırılan elbise, çeşitli desenlerde mevsimlik kumaşlar. Bu eşyalar o gün oğlan evine gelir. Oğlan evinin yakınları ertesi gün düzene bakmaya gelirler. Bir veya iki gün sonra da uygun bir genç bu eşyaları kız evine götürür ve bahşişini alır.

Nişan : Nişan kız evinde olur. Kızın bütün akrabaları ve yakın arkadaşları ile, oğlan evinin kıza takı takacak yakınları bu törene iştirak ederler. Oğlan evinin yaşlı kadınlarından birisi “Gelin kızımızı getirin” der ve kız, yanında bir kız arkadaşıyla gelip, önce oğlan evinin davetlilerinin, daha sonra da kız evinin davetlilerinin ellerini öper, daha sonra odanın ortasına gelerek durur. Gelinin yanına evli bir bayan gelip önce kaynananın, daha sonra da diğer akraba ve yakınlarının hediyelerini alıp, hediyenin ne olduğunu, hediyeyi yapan kişilerin isimlerini ve yakınlık derecelerini belirterek geline takar. Takı işlemi bittikten sonra gelin, teşekkür mahiyetinde tekrar el öperek odadan ayrılır. Daha sonra, düzende alınan elbiseleri teker teker giyerek davetlilerin huzuruna çıkardı. Her çıkışında da yine el öpme faslı tekrarlanır.Nişanla düğün arasına Ramazan Bayramı girdiğinde, Oğla nevi, gelin kıza, ayakkabı, şeker, çerez vs. gönderirdi. Eğer Kurban Bayramı girmişse gelin kıza süslenmiş ve başına altın bağlanmış bir koç gönderilir. Düğünden sonraki ilk dini bayram ziyaretinde de kız evi, damada gömlek, çorap ve geline de ayakkabı veya terlik hediye ederler.

Dünürlük çığırma :Kayseri Yöresinde dünürlük çığırma geleneği nişandan sonra iki ailenin yakınları arasındaki gezmelere dünürlük çağırma denilir. Bu davete kız ve oğlan evinin yakınları katılırlar. Bu gezmelere erkekler katılmazlar. Her gezmede gelin kız, tüm giysilerini sırasıyla giyerek bir süre durur. Bu gezmelerde iki taraf akrabaları birbirlerini tanımış ve yakınlaşmış olurlar.

Ziyafet Verme:Düğün haftasının ilk Pazar günü oğlan evi gündüz bir yemek verir. Bu düğün yemeği ilk evlenen çocuk için verilir. Daha sonrakiler için verilmezdi. Bir hafta önceden yemek hazırlıkları başlar. Çarşamba veya Perşembe günü kiralanan aşçı, ev halkının kadınlarının da yardımıyla, tüm yemekler yapılıp hazırlanır. Pazar günü saat ondan itibaren yemek verilmeye başlanır, ayrı saatlerde, ayrı sofralar kurulur. İlk önce kız evinin erkekleri, daha sonra oğlan evinin erkekleri yemeklerini yedikten sonra sıra kız evinin kadınlarına en sonra da oğlan evinin kadınlarına sıra gelir. Her sofradan sonra kur’an okunarak dualar edilir. Yemekler şu sıraya göre verilirdi: 1. kuşbaşı etli pirinç çorbası 2. haşlanmış veya kızartılmış et 3. muska börek 4. muhallebi veya sütlaç 5. yoğurtlu yaprak sarması 6. baklava 7. bamya 8. pirinç pilavı.

Kalın duasına çıkma :Düğün haftasının ikinci günü olan pazartesi günü sabahleyin, oğlan evinin en yakınları olan yaşlı ve genç erkek akrabalar “Kalınınız mübarek olsun” demeye oğlan evinde toplanırlar. Gelen misafirlere şeker veya çikolata ikram edilir. kalında, gelin için iki üç kat elbise; kız anasına başörtüsü ve elbiselik kumaş; kız babasına takım elbiselik kumaş, gömlek, çorap; dede, amca, babaanne, anneanne, kardeşler gibi yakınlara da çeşitli hediyeler konulur.Oğlan evinde herkes toplanınca şamdan yakılır, kur’an okunup dua edildikten sonra, uygun görülen iki genç kalının konduğu valizi ve şamdanı alarak kız evine götürürler.Kız evinde de toplanmış olan yakın akraba ve komşular, gelen kalındaki şamdanı burada da yakarlar yine Kur’an ve duadan sonra kalını getirenler izin isteyip ayrılırlar. Kız evi bunlara gömlek, kravat, mendil, havlu gibi hediyeler verir.

Çeyiz altı :Kalın, kız evine geldikten sonra, kızın çeyizi bir odada sergilenir. Buna “Çeyizin ipe çıkması” ismi verilir. Kalında gelen hediyeler de aynı odada sergilenir. Sabahtan itibaren her iki tarafın yakınları gelerek çeyizi gezerler. Önceleri, kızın çeyizinin yazılması adeti de vardı. Kız ne kadar çeyiz götürüyorsa bir kağıda kaydedilir ve mahallenin ileri gelenleri tarafından imzalanırdı. Bunun nedeni, ilerde herhangi bir şekilde ayrılık durumunda kız kendi getirdiği eşyaları almaya hak kazanması içindir.

Gelin hamamı :Düğün haftasının üçüncü günü olan Salı günü hamama gidilir. Oğlan evinin verdiği yemeğe karşılık, kız evi de “gelin hamamı” yapar. Her iki tarafın akrabalarına bir etiket üzerinde hamamın adı yazılı olan birer kalıp sabun gönderilir. Kız evi tarafından bir günlüğüne kiralanmış olan hamama başka müşteri alınmaz. Sabun üzerindeki etiket giriş bileti görevini görür. Sabunu alıp da hamama gitmemek çok ayıptır. Mazereti olanlar sabunu almazlar. Gelin kız gelinliğini giyer, natır eline iki mum alır, arkasında, aralarında gelinin de bulunduğu ikişerli sıra halinde genç kızlarla birlikte şadırvanın etrafında dönerek türkü ve mani söylerler. Oyundan sonra oğlan evi, gelini alır, soyundurup ipek peştamala sarar, omzunun birini açık bırakırlar. Daha sonra, kız üşümesin diye “fıta” denilen ipekli bir kumaşla sırtını örterler. Ayağına sedefli gümüş nalın (takunya) giydirilir, türküler söylenerek hamamın asıl sıcak bölümüne geçilir. Tüm bu işler yapılırken kız evinden kimse gelin kızın yanında bulunmaz. Gelin kız burada yıkanıp kız evine teslim edilirken “muvakkaten” diye verilir. Hamamın verdiği bunaltıyı hafifletmek için, meyve ve turşu yenilir.

Kız kınası :Salı akşamı, hamamdan sonra, kadınlar kız evinde toplanırlar. Bu toplantıya akraba ve komşular davetsiz gelirler. Gençler, aralarında türküler söyleyip oyunlar oynarlar. Gelin kızın ve arkadaşlarının ellerine kınalar yakılır.

Çeyiz Getirme:Eskiden çeyiz, süslenmiş at ve develerle getirilirdi. Yolda iki çeyiz kafilesi karşılaşırsa ilk geçiş üstünlüğüne elde etmek için kavgalar olurmuş. Çeyiz, oğlan evine gelince hemen yerleştirilir.Normal bir çeyizin içeriği şöyledir: mutfak eşyası, taban halıları, somya halısı, sedir halısı, 6 veya 12 tane halı sedir yastığı, halı seccade, birkaç takım yatak-yorgan-yastık, çeyiz sandığı ve içeriği, damada, kaynanaya, kaynataya, ev içindeki ve yakın akrabalara çeşitli hediyeler.

Erkek kınası :Bu kınaya genellikle “Kına Gecesi” denir. Çarşamba akşamı oğlan evinde olur. Bu geceye oğlan evinin bütün akrabaları, yakınları ve komşuları davet beklemeden iştirak ederler. Gençler ve yaşlılar ayrı odalarda otururlar. Yatsı namazından sonra bir grup yaşlı ve genç, kız evine giderler. Daha ziyade yaşlıların bulunduğu kız evi yakınları gelenleri karşılarlar. Gelenlere şeker ikram edilir. biraz sohbetten sonra, kız evinin yaşlılarından birisi, “Ağaları gönderelim” der. Oğlan evinden gelenler “Acelemiz yok” diye cevap verirler. Üçüncü teklifte kabul edilir ve şamdanla birlikte çerez tepsisi bir sehpanın üzerine konulur. Tepsinin ortasında, bir tas içinde karılmış kına ve etrafında da kabuklu fıstık, sarı leblebi, beyaz leblebi, kabuklu fındık, akide şekeri vb. çerezler bulunurdu. Kız evi tarafından bir hafız kuran okur, dua edildikten hemen sonra, oğlan evinden iki genç, biri şamdanı, diğeri tepsiyi alarak çıkarlardı. Oğlan evine gelindiğinde, kına tepsisi ve şamdan yaşlıların bulunduğu odaya götürülür, şamdan yakılırdı. Burada da bir hafızın okuduğu ve yaptığı duadan sonra, tepsi, gençlerin bulunduğu odaya getirilirdi. Evli, çocuk sahibi ve mutlu olan bir erkek tarafından, yere serilmiş olan halının üzerine diz çöktürülerek damat ve sağdıcın sağ ellerine kına koyarak üzerini kına bezi ile kaptır ve kırmızı kurdele ile bağlardı. Bu işlem biter bitmez, arkalarında duran gençler, damat ve sağdıcın sırtlarına yumrukla vururlardı. Kına yakan şahıs, yaşlılardan başlamak suretiyle orada bulunanlara avuçla çerez dağıtırdı. Daha sonra gençler oyunlar oynayıp sohbetler ederek geç saatlere kadar zaman geçirirlerdi.

Düğün: Bütün ev halkı ve davetliler erkenden kalkarak hazırlıkları tamamlarlar. Damat erkenden düğün odasında tıraş olur. Hazırlıklar bittikten sonra, erkenden bayraktar ve samenler önde, arkasında erkekler ve onlarında arkasında, kadınlar olmak üzere kız evine doğru yola düşülür. Köy içi düğünlerde damat kız evine götürülmez. Damat gelini, kendi evinin damında bekler ve gelin gelince, gelinin başına yukarıdan bozuk para ve çerez atar (Günümüzde evin kapısında beklemektedir). Kız evine varıldığında “yenge” adı verilen kadınlar içeriye alınır. Gelin en geç saat 10.00’a kadar kendi evinden çıkartılır. Bu arada “seysana” adı verilen gelin çeyizi de araçlara yüklenmiş olur. Kız evden çıkartıldıktan sonra aynı düzen içerisinde gelinde yaya olmak şartıyla oğlan evine dönülür. Eskiden gelin at sırtında oğlan evine giderken, bu daha sonra yaya olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise gelin köy içinde eskisi gibi yaya olarak oğlan evine giderken, kimi zaman araçta kullanılmaktadır. Oğlan evine gidilirken, eğer mezarlık yol üstünde veya yakın bir yerde ise buraya uğranır ve geçmişlerin ruhuna dua okunur. Gelin oğlan evine gelince, ayağının dibine içi çerez, buğday, bozuk para dolu olan çömlek kırılır. Kaynananın elinden bal ve tereyağı yalatılır veya kimi zaman bal ve tereyağı kapı eşiğine sürdürülür. Bu da gelin tatlı dilli, yağ gibi temiz olsun amacıyla yaptırılır. Gelin ve damat birlikte eve alınır.Kapıdan içeriye girerlerken bir Kur’an altından geçirilirler ve başlarından aşağıya bereketli olması amacıyla buğday ve bulgur saçılır. Gelin ve damat, gelin için hazırlanmış olan odaya oturtulurlar. Gelin ve damada burada evin önceki gelini veya evin kızı tarafından kahve ikram edilir. Damat kahveyi getiren kişiye bahşiş verir. Daha sonra gelinin kucağına bir çocuk verilir ve gelinle damadın birlikte fotoğrafları çekilir. Bundan sonra ise sağdıç damadı alarak evden çıkartır. Gelinle birlikte gelen gelinin yakınları da, bir yandan gelinin odasını hazırlarlar. Gelinin odasını yerleştiren kişilere daha sonra yemek verilerek bu kişiler geriye yollanırlar. Bu arada zaman öğle olmuştur.

Yenge Alayı (Koçu) :Kayseri Yöresinde yenge alayı geleneği düğün haftasının Perşembe gününde, geceyi kız arkadaşlarıyla birlikte geçiren gelin kız, öğleye doğru gelinliğini giyer. Öğleden hemen sonra kız almaya gelen oğlan evinin yengeleri, içeri girip gelin kızın koluna girer ve yakınlarıyla vedalaştırırlar. Dış kapıda anne ve babasının ellerini öpüp, kardeşleriyle sarılarak vedalaşan gelin kızın beline babası kırmızı bir kurdele bağlar. Bu, kızın bekâret nişanı sayılır. Bu arada, gerek gelin kız ve gerekse kızın anne ve yakınları ağlarlar.Gelin kız süslü bir ata veya faytona bindirilip, oğlan evine gelinir. Yolda, gelin alayının yolunun kesilip, bahşiş alınması adettir. Oğlan evine gelen koçuda, kaynata, gelinin başına buğday ve bozuk para atar. Bu bereketin ve bolluğun temennisi içindir. Kapıda kendisini karşılayanların elini öpen gelinin elinden tutup kapının eşiğinden geçiren kaynata, onu, kaynanaya teslim eder. Kaynana, gelini, kendi kolunun altından geçirir. Bu, gelinin kaynanaya itaat etmesi gerektiğinin bir uyarısıydır. Odaya alınan gelin, oradakilerin ellerini öper ve daha sonra bir sandalyeye oturtulur. Kaynana, duvağın altından gelinin ağzına bir şeker verirdi ki, bu da ağız tatlılığı içindir. Bir süre sonra gelin kız, gerdek odasına alınır.

Gerdek :En yakın akrabalarla yenilen akşam yemeğinden sonra, yatsı namazı için camie gidilir. Namaz sırasında, damadın ayakkabısını çalma girişimlerinde bulunulur. Amaç, damattan veya sağdıçtan bahşiş almaktır. Bu nedenle sağdıç, damadın ayakkabısını korumakla yükümlüdür. Sağdıç, düğün haftası boyunca da damadı koruma göreviyle yükümlüydü zaten. Zira, gençler, damadı kaçırıp saklayacak olurlarsa, sağdıç yüklü bir bahşiş vererek damadı geri almak zorundadır.Cami dönüşü evin önünde, imam gerdek duasını okuduktan sonra, damat büyüklerinin ellerini öpüp gerdek odasına, orada bulunan gençler tarafından sırtına vurulan yumrukları yiyerek girer.Damat ve gelin iki rekat namaz kıldıktan sonra, damat gelinin duvağını açmak isterse de, yüz görümlüğü almadan gelin kız duvağını açmaz.Gerdek gecesi veya sabahı, kızın bekâretinin nişanesi olan lekeli çarşaf kapı önüne konulur. Bu işaret alındıktan sonra hemen kız evine müjdeci gönderilir. Sabahleyin damat, sağdıcı veya bir arkadaşı tarafından hamama götürülür. Hamamdan sonra, Cuma namazı vaktine kadar yakın akrabalar ziyaret edilir.

Kız Arkası :Düğün haftasının sonunda, Cumartesi veya Pazar günü, oğlan evi, yakın akrabalarıyla birlikte, kız evine ziyarete gider. Bu ziyarete giderken damat, “etek altı” diye adlandırılan çeşitli hediyeleri kız evine götürür. Çok iyi ağırlanan misafirler giderken, damada hediye olarak halı seccade verilir, kızlarına da altın takarlar. Kız evi, birkaç gün sonra, oğlan evine iade-i ziyaret yaparlar. Bu ziyarette hediye alış-verişi olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.