KAZAKLARDA DÜĞÜN ADETLERİ

KAZAKLARDA DÜĞÜN ADETLERİ

Eskiden  beri en yaygın olan ve bugünde aynı yaygınlıkta devam eden evlenme biçimleri ise görücülük yoluyla veya doğrudan tanışıp, bir birini beğendikten sonra anne babasının rızasıyla evlenmektir. Görücü usulü ile evlenme geleneğin hepsinde de oğlan evi kızı isteyip, ‘‘Kalın’’ (başlık) ödeyerek gerçekleştirilir.

Evlenmenin insan hayatındaki yerine binaen hem kız hem erkek çok titiz hareket eder. Kız ve erkeğin şahsi özellikleri taraflarca çok iyi tahlil edilir. Oğlanın evlenme girişimine ‘‘yar seçme’’ denilmektedir. Erkekler özellikle becerikli, namuslu, terbiyeli, akıllı, evine, geleneklere bağlı, kızlar ise cesur, Kazak deyişiyle ‘‘Sekiz kırlı, Bir sırlı’’ (Çok yönlü, yetenekli), işine ve mesleğine bağlı olan erkeği beğenirler.

Halk düşüncesine göre ‘‘soyuna bakarak kızını al, kalitesine bakarak silah takın’’, ‘‘bakarak alınan güzelden, bakmadan alınan soylu daha iyidir’’, ‘‘Annesine bakarak kızı büyür misali’’, kızın soyluluğu onu doğrudan annesinin karakteri, görgüsü ve kızına verdiği terbiyesi belirlemektedir. Genellikle ‘‘soylu yerin kızı terbiyeli, görgülü, masum ve becerikli’’ olur. Bundan dolayı Kazakların ‘‘Kap kacaklarına bakarak yemeğini ye, Annesine bakarak kızını al’’ diye öğütlerde bulunmuştur.

Kuda Tüsu (Dünür olmak)

Kazaklarda kıza ‘‘evin uğuru’’ diye değer verip,onun giyimine özen gösterir, el üstünde tutarlar. Ergenlik yaşına genle kız evde iken başına ince kırmızı tülbent örter, dışarı çıktığında karkaralı takke giyerler. Giydiği başlığa göre ‘‘kırmızı tülbentli kız’’, ‘‘karkaralı kız’’, diye hitap ederler.

Bekar olduğu kıyafetinden anlaşılan kızı görücüler beğendiği zaman, düşüncelerini kızın anne babasına imalı sözlerle bildirirler. Bu görmeye Kazaklar ‘‘Kız Köru’’ veya ‘‘Jar Tandau’’ (Yar Seçme) denmektedir. Erkek kızı beğenirse anne ve babasını kızı istemek ve söz kesmek için gönderir. Kızını görmeye gelen gencin babasına kızın annesi ‘‘ kızımı kim söylemez, kımızı kim içmez’’, ‘‘kızımı beğendiyseniz bunu göstermek için söz kesiniz’’, der. Gencin babası da kamçısını evin kapısının tam karşısındaki askıya koyarak ‘‘sözün başı bu olsun’’ der ve evden dışarı çıkar. Bu sırada hanımı kıza yüzük ve küpe takar. Bundan sonra kız ‘‘başı boş değil, uki takılan kız’’ diye adlandırılır. Dünürcüler geldiğinde kızın annesi koyun soyup bata (dua) okur ve Kuda Tuser Toyunu yapar. Bu toy sırasında dünürcülere kuyruk-bavır’’ denilen karaciğerden yapılan çorba pişirilir. Ak koyunun karaciğeri pişirildiği sırada ‘‘ak koyunun kanı akıp, ak bata okundu’’ denilerek dua edilir ve yüze sürülür. Kız tarafı 1-1,5 yıl erkek tarafından bir elçi gelinceye kadar bekler. Eğer bu süre zarfında erkek tarafından hiç haber gelmezse kızın babası kamçıyı geri gönderir.

Kuda Tüsu Toyı (Söz Kesme Toyu)

Kız isteme aşamasından sonra, yani dünürcü döndükten sonra, oğlanın anne babası, amcası, dayısı. v.s. akrabaları bir araya gelip, söz kesme toyuna kilerin nasıl gidecekleri konusunda müzakere ederler. Kız evinin uzaklığına göre en az 3 kişi, en fazla 30 kişiden oluşan heyet kız ailesine gider. Bunların arasından gelenek ve görenekleri çok iyi bilen, güzel konuşan, çok yönlü, yaşça büyük birisini baş dünür olarak tayın ederler. Söz kesmeye giden kişiler de özenle seçilir, gidenlerin yaşları, meslekleri, varlıklı kimselerden olmaları erkek evinin itibarını artırıp, kız evini etkiler. Bu seramoniye ‘‘kuda tüsu’’ (dünür olmak) onun şerefine yapılan toya da ‘‘kuda tüsu toyı’’ (söz kesme toyu) denilir. Gelen dünürler kız evinin hazırlamış olduğu beyaz keçe otağda, baş tacı ederek karşılanıp ağırlanır. Misafire bavırsak; şelpek, kurut, şeker gibi yiyeceklerden oluşan sofra kurulur. Biraz sohbetten ve günlük konuşmadan sonra ziyaretin sebebi olan asıl mevzuya geçilir. Söz kesme görevini üzerine almış olan şahıs, ‘‘ güvey yüz yıllık, dünür bin yıllık, sizinle dünür olup, söz kesimi için geldik’’ der. Kız tarafı resmen razı olduğunu bildirir. Oğlan tarafı kız tarafına getirdiği büyük ve değerli hediyeleri takdim eder.

Bütün iyi dileklerin ardından, dünürlük bağlarının sağlam olması için bir koyun kesilir. Kesilen koyunun kanına ellerini batırarak kesilen sözden vazgeçmemeye anlaşırlar. Dua ederek koyunun kanı kaseye konarak, iki tarafın baş dünürleri mızrağın ucunu batırıp, kanın tadılmasıyla gerçekleşen be adet ‘‘ kana kan karıştı (kaynaştı), artık biz akraba olduk’’ anlamına gelir.

Söz kesme esnasında önemli ve ilginç geleneklerden biri de koyun kuyruğunun ve ciğerinin yenmesidir. Kuyruk ile ciğer parça parça kesilir, iki tabak içine doldurulur, doldurulan iki tabak, baş dünürlerin önüne getirilir. Kız babası kuyruk ile ciğeri daha ince şekilde doğrayıp, önce dünürlerine yedirilir, sonra kendileri yerler. Bu ‘‘ can ciğeri kuzu sarması olduk’’ anlamına gelir. Kuyruk ve ciğer yedikten sonra iki tarafta hiçbir zaman verilen sözden vazgeçmezler. Bütün bunlar olurken kız görünmez.

İyi dilekler dileyip koyun kanı üzerine yemin eden, kuyruk ve ciğeri yiyen dünürler, iyi günlerde de, kötü günlerde de birlikte olacaklarına söz vermiş kabul edilirler. Böylece söz kesme merasimi yapılmış olur, kız evinin akraba ve komşu hanımları ‘‘dünürlük hayırlı, uğurlu olsun’’ temennilerinde bulunarak saçı saçar. Oğlan tarafındaki misafirlere çeşitli şakalar yapılır. Akşam olunca irticaline atışmalar yapılır, dombıra eşliğinde şarkı söylenip, ezgiler çalınır, milli oyunlar oynanır.

Merasim sonrası, kız evi gelen misafirlere çeşitli hediyeler verir. En değerli hediye oğlanın babasına, ikinci hediye yaşça büyük birisine, üçüncü olarak da heyetin diğer üyelerine verilir. Oğlan tarafı memnuniyetle evine döner.

Esik –Tör Körsetu Toyu ( Oğlan Evini Görme Toyu)

Oğlan tarafı kız evini ‘‘ gelip evimizi görünüz, misafir olunuz’’ diye davet eder. Bu davetin amacı, kız tarafına oğlan tarafının akrabalarını, memleketini, yurtlarını ve mal mülklerini tanıtmaktır. Genellikle, kız evinden gelen misafirlerin sayısı, oğlan tarafından söz kesmeye gelenlerden 1 veya 2 kişi fazla olur. Bu toyda kız evinde yapılan merasim tekrarlanmak ile birlikle, oğlan evi daha cömertçe davranmalıdır. Toy bitiminde oğlanın babası kız tarafına başlığın ilk bölümünü verir. Gelen misafirlerin hepsine hediye sunup, razı ederler.

Urın Toyu

Oğlan babası başlığı tamamen veya yarısını ödedikten sonra, oğlunu nişanlısıyla görüştürmenin çaresine bakıp, bu düşüncesini kızın babasına bildirir. Dünürden izin aldıktan sonra, oğlunun yanına 5-6 hünerli delikanlı katıp, ‘‘iliv’’ için diye bir miktar değerli hediye, bağış, armağan, ‘‘ kapıyı açmak için’’ bir hayvan hazırlar’’ Bir heybenin içine elbise, entari, kumaş, havlu, yüzük, bilezik, küpe ve para gibi hediyeler konulup, kız evine götürülür. Oğlanın nişanlısı ile görüşebilmesi için yapılan bu törene ‘‘ urin barıu’’, onun şerefine verilen ziyafete de ‘‘ urin toy’’ denir. Toyun amacı müstakbel eşlerin bir birini tanımalarına fırsat vermektir.

Müstakbel damadın geleceği duyulur duyulmaz, kız evinin orta yaşlı hanımları damat adayına özel keçe ev kurmaya girişir. Damat adayı, arkadaşları ile kızın evine yaklaştığında törenle karşılanır. Damat adayı, kendisini önden karşılayan kız yengesine, karşıladığı için; keçe ev kuran hanımlara, yoruldukları için; baldızlarına, görümlük için hediyeler verir. Kızın babası müstakbel damadını kendi evine misafir eder. Damat adayı kızın baba ocağına girer girmez dubara elbise, entari, kumaş, v.b. hediye asıp, heybedeki çeşitli hediyeleri verir. Oba büyüklerine gözükmeyip, kız ve hanımların arasında oturan damat adayına kayınpederinin sofrasından döş kemiğinden oluşan etli tabak sunulduğunda, o eğilerek saygısını belli eder, tabaktaki eti doğrayıp dağıtır ve ‘‘döş salar’’ hediyesini verir.

Akşam olduğunda obanın gençleri, damat adayının onuruna ‘‘kınamende’’ diye adlandırılan eğlence düzenlerler. Gençler gece yarısına kadar şarkı söyleyip, ‘‘belbev sok’’ , ‘‘ yüzük bırakma’’, ‘‘ mırşım mırşım’’, ‘‘ körteke’’, ‘‘aksüyek’’, ‘‘körsi –körşi’’ gibi milli oyunlar oynarlar.

Ertesi gün türküler ve maniler söylendikten sonra, güreş, altıbakan, at yarışları düzenlenir ve ‘‘kızkaçar’’ oyunu oynanır. Damat adayı bu oyun için değerli at veya elbiseler sunar. Kız ve delikanlılar karşılıklı maniler söylerler, akşam üzere delikanlılar iki gruba ayrılır, içlerinden biri kızı kaçırmaya çalışır, diğeri kızı vermemeye direnir. Nişanlı kızı alıp gidemeyeceğini anlayan oğlan tarafı hediye ve para ödeyerek, kızı keçe halının üzerine oturtup, babasının evine getirir.

Bu oyun bahanesiyle keçe çadırın içinde yenge vasıtasıyla damat adayı kız ile görüştürülür. Oğlan bunun için kız yengesine ‘‘güvey kaçırma’’ hediyesi verilir. Ancak müstakbel damat bu ana gelinceye dek, kayınpederinin ‘‘jel’’ sinden (kazak çadırının iskeletini oluşturan çubuklardan her biri) geçerken ‘‘celi tartar’’, eve yaklaştığında çömelerek oturup köpek kılığına girip, hırlayan yengelerine ‘‘it kırıldatar’’, evein kapısının önüne geldiğinde damat önüne ‘‘bakan’’ (direk) koyan yeni bir yengesine ‘‘bakan salar’’ (direk koyan) vermesi gibi aşamalardan geçer

Eve gelince orada bulunanların en yaşlısı ateşe bir kaşık yağ döker. Alevlenen ateşe ellerini uzatıp ısıtır, ‘‘keşe evin sahibi, yanan ateşin sahibi, Umay Ana razı olsun’’, ‘‘Ateş gibi hayırlı ol’’ diye ellerini önce damadın alnına, sonra göğüslerine değdirir. Damat adayının nazik davranışlarından memnun olan hanım, Allahtan esenlikler dileyerek, ona şükranlarını, hayır dualarını bildirip, bir kase süt içirir. Ve nişanlısı ile baş başa görüşmesine izin verir.

Urın toyun üçüncü gününde, damat adayıyla daha yakından tanışmak amacıyla kızın akrabalarından biri, bütün gençleri çağırıp misafir eder. Davet eden evi ‘‘bolıs evi’’, bu evin düzenlediği ziyafete ‘‘bolıs toy’’ derler. Bolıs (destekleme yardımlaşma) evinde eğlenceler düzenleyerek, gençler sabaha kadar eğlenirler,

Urın toy bitiminde damat adayı ve arkadaşlarını adetlere göre uğurlarlar. Kızın babası damat adayına bir hızlı at, beraberindeki arkadaşlarına da değerli armağanlar verilir. Damat ve arkadaşlarının boşaltılan heybelerini çeşitli hediye eşyalarla doldururlar. Hediyelere ‘‘kap gibi’’ denilir. Nişanlı kız ‘‘yengelerine ve görümcelerine ver’’ diyerek içinde yüzük, bilezik ve küpe bulunan havluyu verir.

Urın toydan sonra damat adayı kayın baba evine rahatça gelip, nişanlısı ile görüşebilir. Ancak iki genç ne kadar samimi olsa da sınırı aşamazlar.

Kalınmal (Başlık)

Başlık, evlenecek erkeğin yada ailesinin kız tarafına, çoğu kez kızın babasına verdiği eşya, büyükbaş hayvan veya nakit paradır. Kazaklar, başlığa ‘‘kalınmal’’ derler. Bu sanayi öncesi toplumlarda hem kız ailesinde ortaya çıkacak iş gücü kaybını bir tür bedeli hem de eskiden beri muhtemelen bu düşünceden kaynaklanan geleneğin bir sonucudur. Bu doğrudan doğruya para ola bildiği gibi, paraya çevrilebilecek başka eşyalarda olabilmektedir. Ancak kız ailesi de kendi evladı için bir çok şeyiz hazırlamakta bunun maddi değeri hemen hemen kalına yaklaşmakladır.

Kız uzatuv toyı (Kız uğurlama düğünü)

Kız ve erkek tarafı bütün merasimi sırasıyla yerine getirdikten sonra, kızın bütün akrabaları toplanıp, kızı uğurlama düğünü hazırlığına girerler. Düğüne iki üç gün kala, güvey, sağdıç ve bir kaş kişi ile birlikte süt hakkını, düğünde kesilecek hayvanları, dağıtılacak armağanları ve çeşitli eşyalar alarak kız evine getirir. Oğlan merasim ile karşılanır.

Güvey geldikten sonra, kızın baba ocağının arka kısmında gelin ile güvey için özel olarak ak keçe otağı kurulur. Ak otauv kurulurken aşağıdaki adetler uygulanır. Otauv kurulmadan önce ‘‘tanırı hayırlı etsin’’ diye bir koyun kesilir. Bu merasime ‘‘huday yolu’’ denir.

Obanın insanları otauvı kurmaya katılıp, keregesini gerdigi için ‘‘kerege gerer’’ armağanı alır. Şanırağı kaldırması genellikle orta yaşlı ve sayılan eski damatlardan birisi üstlenir. Ona ‘‘şanırağı kaldırdığı’’ için bir at hediye edilir. Kısacası kazak keçe evinin iskeletinden, üzerindeki örtülere varıncaya kadar her bir parça merasim ve güveyin hediyeler dağıtması ile kurulur. Böylece bayram havasında ve her yemeği geçenin memnun edilmesi suretiyle kurulması kurulacak evliliğin sürekliği ve mutluluğu için gerekli olduğuna inanılır.

Kurulan ak otauva ilk öce gelin olacak kız girer. Kız evin sol taraf dubarına gidip, sağ ayağını bir kere yere burarak dışarı çıkar. Güvey, gelinin yaptığını aynı şekilde tekrarlar. Bu hareket, ‘‘otauvın sahibi biz olacağız’’ anlamını taşır.

Kız uğurlama düğünü başlamadan önce her tarafa haberci gönderip, düğüne davet edilir. Düğün eğlenceli ve şatafatlı geçmesi için düğün sahibi etraftaki şarkıcıları, ozanları, pehlivanları vs. çağırır.

Gelecek olan misafirlerin durumu, yakınlığı, yaşı ve içine göre keçe otauvlar kurulur. Yemek pişirilecek mutfak ev yapılır, yemek malzemeleri konulacak depo çadır kurulur. Düğünde hizmet etmek ve misafirlerin en iyi şekilde ağırlanması için kabiliyetli aşçılar ve görevliler tutulur. Düğünde çağırılsın, çağrılmasın duyan herkes katılır. Düğün evinin kalabalık olması, ev sahibinin şanındadır. Düğün sırasında davetlileri eğlendirmek amacıyla muhtelif milli oyunlar (baltam tap, han, körşi, mırşım) gibi oyunlar oynanır. Düğün esnasında atın kazakların hayatlarında yerine izafeten en güzel ve en hızlı at yarışması düzenlenir.

 

Düğünün ikinci günü delikanlı ve kızlar ak otauvun önünde toplanarak ‘‘jar jar’’ (yar yar) türküsün söyler. Karşılıklı atışma çekilinde türküler söylenir ve böylece yaban ele gidecek olan genç kız arkadaşları ile be vedalaşmış olur. Gelin ve damadın etrafını saran gençler hep birlikte obanın dışında kurulan salıncaklarda sallanır ve eğlenirler.

Son gün gelin ev ev dolaşarak çeviresiyle, yakınlarıyla vedalaşır. Akrabaları gelin için sofra kurup, hazırlanan yemekten yedirir ve hediye verir. Gelinin yakınları ile vedalaşma törenine ‘‘tanısu’’ denir.

Uğurlama düğünü bittikten sonra komşu ve akrabaları kız evine davet edilip, kızın el emeği göz nuru işlemeleri, dantelleri, örgülerle birlikte, yatak takımları, keçe halıları, kilimler, kap kacak vs. hepsi çeyiz olarak sergilenir. Gelinin damat evine götürülüşünde kullanılacak deve, binilecek at, sağılacak inek ve kısraklar, kesilecek koyunlar da kızın çeyizine dahildir. Gelin baba ocağının mal mülkünden yeni birere büyük baş hayvan, uzun namlulu tüfek, zırh isteyebilir. Bütün bu çeyiz eşyaları keçeye sarılıp, sandıkta saklanır ve gelinle birlikte koca evine taşınır. Kız tarafı, çeyiz alan oğlan evi ve akrabalarına deve, at, hediye edip, çapan giydirir.

Gelin baba evinden koca evine götürülürken, anne babasıyla, kardeşleriyle, ablasıyla, dayısı gibi akrabaları ile vedalaşır. Bu sırada söylenen türküye ‘‘korüs’’ denir.

Gelin götürülmeden ‘‘saukele’’ adlı başlık giydirilir. Gelin ve güvey gümüş işlemeli eyer vurularak süslenen rahvan ata bindirilir. Gelinin annesine yürüyüşü rahat at tahsis edilir.

Gelin göçünü, kızlar, hanımlar ve geride kalanlar, göçle birlikte biraz mesafeli yürüyüp ağlayarak uğurlarlar. Gelin göçüne annesi, yengesi, kız arkadaşı ve bir delikanlı eşlik eder. Koca evine giderken yolun üzerindeki obalar gelin göçünün önünü kesip, saçı saçarak, misafir ederek ağırlarlar. Damat evine yaklaşıldığında sağdıçlardan birisi müjde istemek için önde gider.

Oğlan evinde yapılan merasime ‘‘Kelin tüsüru toyu’’ denir. Düğün sırasında oğlanı temsil eden bir gençler hanımların bulunduğu evin yanına dizilirler. ‘‘Sarın’’ dedikleri nasihat mahiyetinde uzunca bir şarkı söylemeye başlarlar. Kızı temsil eden hanımlar da buna şarkıyla cevap verirler.

Bu şarkılar söylenirken ihtiyar ve kadınların ağlamaları olağandır. Kız da evinden ayrılırken anne-babasından ayırılması ile ilgili bir şarkı söylenir. Ardından da ailesi ve arkadaşları ile vedalaşır.

 

Gelin güveyin evine yaklaşınca, damadın akrabalarınca karşılanır. Gelinin gelmesine sevinen damadın akrabaları ‘‘şaşu’’denilen şeker, bavırsak ( pişi) ve kurtları (kurutulmuş peynir) etrafa saçarlar. Kazaklarda da buna saçı derler. Gelinin başına ‘‘Salı’’ denen bir örtüyü örterler. Beyaz olan bu örtü bir ozanın eşliğinde ‘‘betaşar’’ (yüz aşar) denen uzun, nasihatler içeren bir şarkı merasime ile gelinin yüzü aşılır.

Kazaklar evlendikten sonra eşler bir birine çok sadık kalırlar. Kazaklar arasında gayrı meşru yaşama yoktur. Eşler birbirine çok saygılıdır. Aynı şekilde gelin eşinin anne, baba ve yakınlarına karşı da çok hürmetkârdır. Bu sebeple Kazaklar terbiyeli birini gördüğünde ‘‘aman ne terbiyeli, gelin gibi eğilmekte’’ derler.

www.dugundernek.org

 

One Reply to “KAZAKLARDA DÜĞÜN ADETLERİ”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir