EDİRNE YÖRESİ SÖZ NİŞAN DÜĞÜN ADETLERİ

 

EDİRNE YÖRESİ EVLENME ADETLERİ

KIZ İSTEME
Yaşı kemale ermiş ve evlenmek isteyen erkek önce ailesine konuyu açar.Erkek tarafının ileri gelenleri gelin adayının ailesini ziyaret ederler.Ziyaretten önce “Hayırlı bir iş için gelip bir kahvenizi içelim” diye haber yollar.

Kız tarafı da olayı kabul ettiğini “Buyursunlar gelsinler” diyerek bildirir. Bazen erkek tarafı piyasa olayı olmadan görücü olarak gelmek isterler. O zaman kızın piyasada sevdiği olup olmadığı araştırılır. Eğer kızın piyasada arkadaşı varsa görücüye gidilmez. Yine de sormadan, öğrenmeden sadece bakmak ve niyet açıklamak için gidilirse kız evi habersiz gelen yabancıların niyetini anlar. Eğer kızın sevgilisi varsa misafirlere görünmez yani görücüye çıkmaz. Bu kız tarafından verilen sessiz ama çok anlamlı bir mesajdır. Zaten sevgilisi olduğu halde görücüye çıkan kızı da sevgilisi “Bende gönlün olsa görücüye çıkmazdın” diye terk eder.

Erkek tarafından gelen habere olumlu cevap verilmesi ile kız isteme olayı başlamış olur. Önceleri kız isteme Pazartesi ya da Perşembe akşamları yapılırmış. Günümüzde de bu günlere uyulmaya çalışılmasının yanında uygun olduğu takdirde diğer günlerde de gidilmektedir.
Yine eskiden kız istemeye damat adayı gitmezken günümüzde damat adaylarının da kız isteme esnasında ailesiyle gitmeye başladığı görülmektedir.
Kızın anne ve babası gelen dünürleri kapıda karşılar. Hep birlikte misafir odasına oturulur, karşılıklı hal hatır sorulur. Daha sonra kız güzel giyinmiş olarak misafirlere “hoşgeldiniz”e gelir. Gelin damadı istiyorsa kendine gösterdiği özen ile dikkat çeker. Gelin adayı el öper, hal hatır sorar. (Kişilerin birbirlerine karşılıklı olarak nasılsınız? İyi misiniz? Siz nasılsınız? Demeleridir. Bu arada aileler birbirlerini tanıyorsa gelmeyen, uzakta olan, hasta olan kişileri ya da bilinen bazı olayları da sorarlar). Hal hatır soran gelin adayı odadan çıkar. Bu arada ev sahibi ile misafirler sohbete devam ederken gelin adayı hazırlamış olduğu kahveleri getirir. Kız damadı istiyorsa kahveleri şekerli, istemiyorsa şekersiz yapar. Kahvelerden alınacak ilk yudum dünürcüler için en heyecanlı andır. Ancak kahveler şekersiz bile olsa mesaj alınmasına rağmen bir şey belli etmeden kahveler içilir. Daha sonra damat evinden belirlenmiş olan bir büyük konuyu açar. “Allah’ın izni, peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz.” Denir. Kız tarafı da bunları dinledikten sonra hiç yorum yapmaz. “Kız evi, naz evi” olduğu için “Biz bi düşünelim” denir. Misafirler niyetlerini açıklayıp gerekli cevabı aldıktan sonra kalkarlar. Kız tarafı misafirleri yolcu ederken kız verilmeyecek bile olsa “Yine gelin” der.
Gidilecek gün haber verilip ikinci kez yine kız istemeye gidilir. Bu arada kız tarafı da eğer damat tarafını tanımıyorsa ailesini ve damadı soruşturur. Ahlakı, işi, geçimi, yeri, malı, mülkü, soyu – sopu nesi varsa öğrenmeye çalışılır.
Kız verilecekse kız tarafının şerefi açısından 3. kez gelindiğinde gerçekleşir. Zaten kız istenilen yere gitmeyecekse aracılar ile haber gönderilip kızın gönlü olmadığı söylenir.
İki kez kız istemeye giden erkek tarafına araştırmasını da yapmış olan kız tarafı kızı verecekse “gelin mendilinizi alın” diye kendileri haber yollar.

MENDİL ALMAK

Erkek tarafı mendil almaya giderken pasta ve çiçekle gider. Amaç artık tamamen belli olsa da gelenekler gereği tekrar kız istenir “Allah’ın izni, peygamber efendimizin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz, gençler de birbirlerini sevmişler gayri biz de üzerimize düşeni yapalım” derler.

Kız tarafı da “Hayırlısı neyse o olsun” der. Bu konuşmalardan sonra kız güzel bir tabla (tepsi) içinde üçgen katlanmış özenle yerleştirilmiş beyaz mendiller ile odaya girer. Dünürcülere ikram eder. Mendiller karşılığında dünürcüler de tablaya hediye olarak memnuniyetlerini belirtmek üzere para bırakırlar.
Yine bu geceye özgü geleneklerden biri olan kız tarafınca erkek evine gönderilmek üzere gümüş şekerlik içinde çikolata paketi hazırlanır. Bu paket tül, jelatin, kurdele gibi malzemelerle süslenir. Eskiden 1 metre boyunda 50 cm. eninde “gendema” işlenmiş, kenarları sim ile belirlenmiş, tül ve astar geçirilmiş şaseler (bohça) hazırlanırmış. (Gendema, iğne ve renkli ipliklerle sarma ve çin iğnesi tekniğine benzer bir tür nakış.) hazırlanan şasenin arasına da şekerlik ve beyaz mendiller konurmuş. Bu şase daha sonra bebek arabaları için kırlent (yastık) olarak değerlendirilirmiş. Hali vakti yerinde olanlar ve isteyenler de daha sonraları bebek arabasına örtü olabilecek kadar büyüklükte saten bohça da hazırlarmış. Günümüzde ise hazır nakışlı mendil ve örtülerle mendil geleneği sürdürülmektedir.
Ayrıca güzel bir sepet tül ve dantellerle süslenerek de hazırlanmaktadır.
Her durumda mendil hazırlığı erkek tarafına verilen değeri ve kızın zevkini ortaya koyması açısından çok önem taşır.
Mendili evine götüren erkek tarafı olayı yakınlarına duyurur. Daha sonra “Mendil karşılığı” denilen gelenek için kıza yüzük, küpe, bilezik v.s. gibi takılar ile giysi ya da çeşitli çeyiz eşyaları götürülür. Mendil karşılığı için kız evine gidildiği akşam “söz düzme” günü kararlaştırılır.

SÖZ DÜZME
Söz Düzme Belirlenen gün ve saatte kız ve erkek tarafından kişiler, gelin ve damat adayı “kasabada” buluşurlar. Gelin için gerekli olan takılar ve kızın istediği her şey satın alınır. Kız tarafı da aynı anda damadın istediği her şeyi satın alır.
Söz düzme günü genellikle alınan eşyalar; takılar, altın setler (yüzük, künye, gerdanlık, küpe) saat, iç çamaşırı, çanta, kemer, namazlık, elbiseler, kırmalar (havlu), kostüm (erkek takım elbisesi) v.s. olur.

NİŞAN

Kadınlar bölümünde ise erkek tarafının kendine aldığı elbiselerden giyen gelin, kayınvalidenin yere serdiği kadife kumaşın üzerinden yürür. “Gelin yürütme” denen bu olaydan sonra gelin kayınvalidesinin elini öper ve kayınvalide geline altın takar. Gelin yürütmenin ardından damat ve geline kırmızı kurdele bağlanmış olan yüzükler takılır. “Şerit” denen kurdeleyi kesmek üzere evin oğlu, eğer yoksa yakın akrabadan bir erkek çocuk makası alır. Makası şeride yaklaştırır. “Makas kesmiyor” der. Damat çocuğa bahşiş verir. Çocuk bahşişi beğenmezse kesmez. Bahşişi beğenirse kurdele alkışlarla kesilir ve nişanlanma olayı gerçekleşmiş olur. Bundan sonra gelin ve damat orada bulunanların ellerini öperler, onlarda damat ve geline para takarlar. Takı merasiminden sonra damat evinden getirilmiş olan (eskiden baklava getirilirmiş) pasta, kurabiye, meyve suları gibi yiyecek ve içecekler ikram edilir. Gece boyunca da müzik eşliğinde dans edilir, oyunlar oynanır.

Görüşmelik olayı ile birlikte yapılan nişan merasimi ile gençler resmen nişanlanmış olurlar. Eskiden nişanlanan geline yaklaşık 30 – 50 cm. boyutlarında oymalı desenli nişan aynası da hediye olarak verilirmiş. Bundan sonra aileler karşılıklı olarak birbirlerine daha sık gidip gelmeye başlarlar. Bu araya bayramlar da rastlamışsa geline giysi, takı, çerez, baklava, kurbanlık koç v.s. gönderilir. Seçilmiş olan koçun kınalanıp süslenmesi gereklidir. Bunun için koça kına vurulur (yakılır, sürülür), boğazına kurdeleler bağlanır, boynuzlarına da portakal ya da elma geçirilip parlak kağıtlarla sarılır.Erkek evinin geline olan ilgisi ve şanı açısından önemli görülen bu geleneğe günümüzde de bazı ailelerde rastlanmaktadır.

Nişan törenine damat tarafından getirilmiş olan çerezler de köye dağıtılır. Böylece nişan duyurulmuş olur. Karşılıklı ziyaretler sırasında daha sonra düğün günü de belirlenir ve her iki tarafta da bir telaş, bir hazırlıktır başlar.
Nikah kıyıldığı gece kız evinde bulunan misafirlere yiyecek ve içecekler ikram edilir. Eski geleneklere göre de damat gelin evine gitmez, kendi evinde beklermiş. Nikahtan sonra orada bulunanlara lokum ve mendil verilir. Nikahın kıyılması ile bir erkek çocuk “müjdeci” olarak damada gider lokum ve mendil verip nikahı müjdeler ve damattan bahşiş alır.
Nikah kıyıldıktan sonra kız evi damat tarafına bir kalıp helva ve beyaz mendiller verir. Damat evinde helva açılır ve damat bir dilim yer. Geri kalanı da nikah helvası diye konu komşuya dağıtılır.
TOPRAK BASTI
Görüşmelik ve nikah işlemlerinden sonra damat başka bir köyden ise “toprak bastı” denilen adet gereğince gelini ziyarete geldiğinde köyün gençleri damadın önünü kesip bahşiş “Toprak bastı parası” isterler. Günümüzde de bu gelenek birçok köyde halen devam etmektedir. Damattan alınan para ile gençler kendi aralarında eğlence düzenlerler.

DÜĞÜNÜN DUYURULMASI (DAVETÇİ SALMA)
Belirlenen düğün tarihine yaklaşıldığında hazırlanan davetiyeler gerekli olan yerlere gönderilir. Çok uzakta bulunan akraba, eş – dosta telefon edilir. Bunlardan başka günümüzde halen devam eden “davetçi” geleneği ile köy halkına, kasabadaki tanıdıklara ve diğer köylere düğünün duyurulması için davetçiler tutulur. Kadınlara kadın, erkeklere ise erkek davetçi tutulur.

ÇEYİZ ALMA
Düğün hazırlıkları başladığında belirlenmiş olan bir günde damat tarafından bir grup ve damat, kız evine çeyiz almaya giderler. Adet olarak ekmek, helva ve gelin için özel yapılmış bir sandalye götürülür. Gelin alay gününe kadar bu sandalyeyi kullanır. Kız evi damat tarafını kapıda karşılar. Kahve ikram eder. Toplanmış olan çeyiz eşyaları alınacağında gelinin erkek kardeşi ya da akrabalardan bir erkek çocuk gelinin sandığının üstüne oturur ve damat ile pazarlık yapar. Damadın verdiği parayı yeterli bulursa sandığı teslim eder. Kız çeyizi de artık erkek evine götürülmek üzere arabalara yerleştirilir.

KINA GECESİ
Daha önceki yıllarda düğünler günümüzde de bazı köylerde yaşatıldığı gibi Salı gecesi kız evinde sadece kadın ve kızların katıldığı “Kına hurulması” ,”Kına vurulma”, “Kına yakma” ile başlar. Cuma günü “Cuma sabası” ile sona erermiş.
Kına gecesinde gelinin kız arkadaşları, kadınlar ve erkek evinden gelenler toplanır.Genelde kadınlar tef darbuka ile türküler maniler söylermiş.Bu eğlenceye çıplak çalgı denir. Kahveler içilir, sohbetler yapılır. İlerleyen saatlerde kına yakma vakti geldiğinde gelin bir – iki kız arkadaşı ile kına kıyafetini giymek üzere odaya girerler. Gelin kırmızı saten pijamalarını giymiş olarak geri gelir.

Hava güzel ise avluya bir kilim serilir. Gelin kilimin üzerine ya da bir sandalyeye oturtulur. Hava iyi değilse kına ev içersinde yapılır. Gelinin başına büyük kırmızı ve kenarları pul, boncuk ile işlenmiş baş örtüsü (kına örtüsü) örtülür. Erkek evinden getirilen karılmış (su ile hafif cıvık yoğrulmuş) kına gelinin önüne konur.

Gelin elleri dizlerinin üzerinde avuçları yukarı doğru açık ve örtünün iki ucunu tutar. Dizleri üzerine bir tepsi ya da yere süslenmiş güzel boş bir sepet konur.

Kına yakılmadan önce kayınvalide yoksa vekili gelir, gelinin tuttuğu boş örtünün (kına örtüsünün üzerine para koyar. Eğer baş örtüsü tutulmamışsa hazırlanmış olan tepsi ya da sepete konur. Bundan sonra yakın akraba ve komşular da gönülden koptuğu kadar para verirler. “Hurun gelinin kınası – Ağlasın garip annesi – Gelin kız evden gitti – Ak bakır susuz kaldı – bizim ev kızsız kaldı” denir.

Daha sonra gelinin önce sağ eline “Besmele” ile kızın akrabalarının biri “Kına hurur” (Kına yakar). Eller kınalandıktan sonra kırmızı kına bezleri ile bağlanır. Kınanın daha koyu olması için içine bir miktar nişadır karıştırılır. Ayaklar da bileklerden aşağıya bütün olarak ya da penye bezler ile çeşitli şekillerde bağlanarak boşluklara kına sürülür ve ayaklarda kırmızı kına bezleri ile bağlanır. Artan kına geceye katılanlara dağıtılır. “Kına hurma” işi bittiğinde dışarıda bekleyen damat içeri alınır. Elleri ve ayakları kına bezleri ile bağlanmış olan gelini kucağına alıp yatağına götürüp bırakır. Böylece kına merasimi de biter.

DÜĞÜN , ALAY GÜNÜ

Alay yapılacağı gün gelin yine saçlarını taratır (Kuaföre gider). Beyaz gelinliğini giyer. Büyüklerin ellerini öper. Damat evinde de alay öncesi bütün misafirlere düğün yemeği verilir.

Öğleden sonra damat tarafı arabalar ile alayı oluşturur gelin evine gelir. Eskiden arabalar olmadığından “örece” adı verilen üzerleri örtülü “öküz” arabaları ile gelin alayı yapılırmış. Kadınlar arabalarda erkekler de atlarla arabaların yanlarında olurlarmış. Köy içinde ise davul zurna eşliğinde erkekler oynayarak ilerlermiş.
Günümüzde sadece gelin arabası süslenir, plakaya “Evleniyoruz” yazısı takılır. Arka cama ise gençlerin isimleri ya da isimlerin baş harfleri bulunan kağıtlar yapıştırılır. Alaydaki kadınlar arabalardan iner ve gelin evine girerler. Selamlaşma sonrası misafirler oturtulur, hal hatır sorulur. Şeker, kolonya ikram edilir. Bu arada gelin alaya görünmez.
Eskiden gelinin anne ve babası da alaya görünmezmiş. Anneyi soranlara yatıp dinleniyor denirmiş. Alaydaki kadınlar bir süre sonra “Gelin kızımız nerede gelsin” derler. Odaya çeyiz almaya gelindiğinde oğlan evinden getirilmiş olan ve özel yaptırılmış gelin sandalyesi ve gelin getirilir. Gelin el öper ve sandalyesine oturur. Bir süre sonra alaydan gelen kadınlar “Hadi artık gelinimizi götürelim” derler. Gelin ayağa kalkar evden çıkmadan önce varsa erkek kardeşi koluna girer. Gelin çıkarılmadan önce de çorabına para konur. Evden çıkan geline “Evini unut, bizi unutma”denir.

Damatta gelip gelini kardeşinden alır. Bu sırada yine mendil bağlanan gelin sandalyesi damat evine götürülmek üzere alaydan biri tarafından alınır. Sandalyeyi damat evine götüren kişi mendili de sandalyeden alma hakkına sahip olur.
Eskiden gelinlerin ellerine üçgen katlanmış maroken kumaştan kenarları oyalı mendil verilirmiş.
Alay kız evine geldiğinde gelinin erkek kardeşi gelin arabasının anahtarını ister ve alır. Damat gelini arabaya bindireceğinde anahtar için de bahşiş vermek zorundadır.
Damat gelini arabaya bindirir, bu arada gelinin komşularının ayak bastı parası istediği de olur. Gelin evinden kornalar çalarak ayrılan arabalar, bir dere ya da çaydan geçerken durdurulur. Gelin ucuna para bağlanmış bir mendili dereye atar. Mutluluk diler. Dereden geri dönerken alay mutlaka farklı bir yoldan geçer. “Gelin anne evine dönmek isterse yolu bulamasın” diye böyle yapılır. Gelin alayı ile aynı yol üzerinde bir başka alay ile karşılaşılmamasına da dikkat edilir.İnanışa göre iki alayın karşılaşması evlilikler için uğursuz olurmuş.
Alay damat evine korna basarak gelir. Gelin ve damat arabadan inerler. Gelin eve geldiğinde ertesi güne kadar kaynananın geline görünmediği de olur.
Damat şeker atarkenGelin kapıda bekler. Damat eve girer, gelinin de koluna elti, görümce ya da yakını bir bayan girer. Bu geleneğe “koltuğa girme” denir. Avluya ise sadece kadınlar girerler. Damat evden hazırlanmış olan şeker, leblebi, kuru üzüm, bozuk para dolu poşet ile dışarı çıkar, kalabalığın arasından yürürken etraftaki kadınlara da bu çerezlerden atar. Geline doğru ilerler. Güveyin attığı çerezleri kadınlar kapışırlar. İnanışlara göre bunlar “Bolluk – bereket” demekmiş. Bu şekerden yemek “yürek hoplamasına”, kalp çarpıntısına iyi gelirmiş. Genç kızlar bu şekerlerden yastıklarının altına koyarsa o gece rüyada evlenecekleri kişiyi görürlermiş. Bu nedenle kadınlar, kızlar güvey şekerlerini yakalamaya ve bu cümbüşü doyasıya yaşamaya çalışırlar.
Damat gelini eve alır. Evden biri şeker ve su ile şerbet hazırlar, gelin ve damada içirirler. Bu arada damadın arkadaşları sürekli bahçe kapıyı yumruklar, damadı dışarı çağırırlar. Gelin sandalyesi avluya çıkarılır. Gelin, kadınların bakması için buraya oturtulur. Damatta arkadaşlarıyla kahve içmeye, tatlı yemeye gider. Gelinin çorabına konulan para bir erkek çocuğa aldırılır. Gelinin kucağına da oğlu olsun diye bir erkek çocuk oturtulur.”Kız çocuk elin olacak, erkek çocuk ise soy devam ettirecek” denir. Çocuğa mendil ve para verilir.

DÜĞÜNDEN SONRA CUMA SABASI (CUMA SABAHI)

Eski düğünler Perşembe günü yapılan alay ile sona erer ve Cuma günü de gerdek sonrası gelenekler yapılırmış. Günümüzde hala devam etmekte olan bu geleneğin günü değişse de adına “Cuma sabası” denilmektedir.Cuma sabasında gelin kalktıktan sonra alay gününden beri görmediği kayınvalidenin ve ev halkından büyüklerin elini öper.
Gelin erkenden telci karıya saçına hotoz yaptırır ve beyazını (beyaz gelinliğini) giyer. Yaz günü ise avluda oturur. Mevlit okunacaksa başına beyaz bir baş örtüsü örtülür. Cuma sabasına genelde evli ve yaşlı kadınlar çağrılır. Bazen kızlar da gider.
Damat ise öğleye doğru arkadaşları ile gelinin evine el öpmeye ve yemeğe gider. Kayınpeder ve ev halkı misafirleri kapıda karşılar. El öpülür, gelenlere yemek verilir. Kahveler içilir, sohbet edilir.
Bu arada damadın ayakkabıları da saklanır. Damat ayakkabılarını almak için bahşiş verir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir