ADIYAMAN YÖRESİ SÖZ NİŞAN DÜĞÜN ADETLERİ

ADIYAMAN YÖRESİ SÖZ NİŞAN DÜĞÜN ADETLERİ

Söz Kesme:Eskiden evlenme yaşı şimdiye kıyasla daha küçüktü anne babalar çocuklaeının mutlu günlerini görmek için çok acele ederler,anne babalar biran önce torunlarını kucaklarına almak isterlerdi.

 Erkek çocukları askere gitmeden evlenirler askere giderken de genellikle çocuk sahibi olurlardı. Şimdi ise bu adetler neredeyse tamamen yıkılmış durumdadır. Artık erkeğin askere gitmesi kız tarafı için ön koşul olarak ileri sürülmektedir. Geçmişte kızlar 17-18 yaşlarında evlenmiş olurdu. Günümüzdeyse kızlarda evlenme yaşı 20’yi aşmış durumdadır.

 Evlenmek isteyen erkek geçmişte anne ve babasına kesinlikle söyleyemezdi. Günümüzde babaya yine söyleyemez ama annesine evlenme isteğini açıkça söyleyebilmektedir.

Kızlar ise bu konuda hiç konuşamazlardı. Günümüzde kız istendiği zaman kıza sorulduğunda istemiyorsa açık açık söyler istiyorsa “siz bilirsiniz” der. Bu ifade kızın istediği anlamına gelmektedir.Çok Geçmişte evlenmek isteyen erkeğin evdeki yemek tenceresine tekme vurduğu tespit edilmiştir.

Eş seçimi ve kız beğenme;Geçmişte eş seçimini büyükler yapardı büyükler ne derse onların dediği olurdu. Günümüzde ise eş seçimini gençler kendileri yapmaktadır.Oğlan düğünlerde ve bayramlarda bir kızı görür beğenir; bunu aile büyüklerine söyler; bunun üzerine aile büyükleri araştırma yapmaya başlar.

 Evlenecek olan kızda aranan özellikler;güzellik beceriklilik hamaratlık soy sop aile yapısı yaşının oğlandan büyük olmamasıdır. Evlenecek erkekte aranan özellikler ise; memur olması içkisi kumarı olmaması soy sop aile yapısı ekonomik bakımdan kıza denk olması şeklinde sıralanmaktadır.

 Erkek anlaştığı veya herhangi bir yolla görüp beğendiği kızı ailede uygun olan kişilere söyler. Aile bunun üzerine harekete geçer. Ailenin kadınları kız bakmaya giderler.

Kız beğenmeye gidilirken kız evine haber verilmez aniden gidilir ki ev halinin nasıl olduğu daha iyi anlaşılsın. Kız beğenmeye gidildiğinde kızın fizik yapısına davranışlarına evin düzenine bakılır. Kız isteme;Kız beğenmeye gidildiğinde kız beğenilmezse hiç konuşulmaz; eğer oğlan çok istiyorsa caydırmaya çalışılır. Kız ailenin davranışları ve ev hali beğenilmişse kız isteme hazırlıkları başlar. Kız ailesine elçi aracılığıyla niyet açılır ve kız istemeye gidilir. Kız istemeye gidilirken kız tarafına haber verilir. İstemeye kızın annesi babası ağabeyi amcası dayısı vb. yakın akrabaları gider. Geçmişte oğlan gitmezdi günümüzde kız istemeye oğlanın da gittiği görülmektedir. Kızı oğlanın babası veya ondan daha büyük aile büyüğü varsa o ister.

İsteme;Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyorum.Bir istemeyle kız verilmez. Bir kızı en az üç kere istemek gerekir. Bir istemeyle kız verilmesi kınanır “falan kişi kızını hemen verdi” denir. Eğer kız verilmeyecekse sudan bahaneler uydurularak gelenler sürekli geri çevrilir. Oğlan tarafı bunu hisseder. Yörede kaderse olur demek kızı vereceğiz anlamına gelmektedir.

 Kız verildikten sonra kız istemeye gidenler içerisinde oğlan tarafının en küçüğü kimse kalkar kız tarafının aile reisinin elini öper.. El öpüldükten sonra oğlan tarafının getirdiği şeker dağıtılır.

  Nişanlılık döneminde kız tarafına dini bayramlarda koç gönderilir. Ayrıca altın, saat, elbiselik gibi hediyeler de götürülür. Bu hediye götürme adeti erkeğin nişanlısını ziyaretinde de geçerlidir. Nişanlılık dönemi “evli evinde gerektir” düşüncesinden hareketle fazla uzatılmaz.

 Nişandan sonra gelen tören düğündür. Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar. Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır. Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir. Geline, eşya, elbise, altın vb. alınır. Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar. Düğün öncesi bir gelenek de “Yolların sağlanması” adı altında kızın amcasına, dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır. Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir. Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur.

 Düğüne davet; köylerde “okuntu” denilen çağırma şekliyle olur. Okuntu dağıtana bahşiş verilir. Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır. Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma, cumartesi, pazar günleri de yapılmaktadır. Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur. Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır. Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır.

Köylerde; bayraktar, düğün vekili, aşçı, kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir. Gelin getirmeye gitmeden önceki gün, kız tarafına “kınacılar” ve “ekmekçiler” gönderilir. Kınada, oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır. Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır, içerisine bir madeni para konularak dolakla(yazma) sarılır. Sonra diğer eline yakılır. Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir.

 Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir. Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler. Buna “Haftasına gitmek” adı verilir. Kız tarafı ise on beş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder. Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı “gelinlik etme” adeti bugün önemini kaybetmiştir. Gelinlik etmek; kaynana, kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak, çok sessiz konuşma gibi davranışlardır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir